
29 Ocak 2010 Cuma
GSBonus

30 Günün Yorgunluğu ve Mutluluk

28 Ocak 2010 Perşembe
30 cm'lik Yürek Var Onda!

Yarı Final Eşleşmeleri?
Tahminler lütfen...
Hadi ilk tahmini ben yapayım:
İstanbul Belediye-Galatasaray
Bursaspor-Manisaspor
(Umarım kupayı da Bursa alır -sadece temenni-)
Tahminler lütfen...
27 Ocak 2010 Çarşamba
Santos Kurban İstiyor!

İhtimaller üzerinde duralım:
a) Harry Kewell: Sakatlığı 2-3 ay sürecek, kontratı sezon sonunda bitiyor. Haldun Üstünel de İngiltere'de, Kewell da. Yönetici-futbolcudan ziyade arkadaşlık ilişkisi kuran bu ikilinin görüşmesinden, Kewell'ın sözleşmesini fesh edip (veya dondurup), yeni sezonda yeni sözleşme imzalamak üzere bir anlaşma çıkar mı? Olabilir.
b) Shabani Nonda: En büyük kozu, mevcut kadroda Avrupa Ligi'nde forma giyebilecek tek santrfor olması. Ama yöneticiler de teknik direktörler de uzaylı değil. Sizin, bizim düşündüklerimizi elbette onlar da gözden geçiriyorlar. 4-6-0 kimseyi rahatsız etmez.
c) Leo Franco: Sanırım Galatasaraylılar'ı en mutlu edecek olan seçenek bu olurdu. Hepsi Ufuk-Aykut ikilisiyle yola devam etmeye razı. Ancak bildiğim kadarıyla, bu ihtimal şimdi değil, sezon sonunda, o hep bahsettiğim Aslantepe'deki rüya kadro oluşturulurken gerçek olacak.
d) Milan Baros: Yok öyle bir ihtimal. Sözleşmesi uzatılacak tek adam.
e) A ve B şıkları: Bu seçenek, yeni bir golcü daha alınabilir ihtimalini içeriyor. Avrupa Ligi'nde oynamak kaydıyla tabii. Ne dediğinizi duyar gibiyim: "Kewell yeni sezonda dönsün de..."
Bu arada opsiyon maddesi mevcut ve rakam 7 milyon Euro. Hmm.. 5 milyon Euro'ya düşürmüş Haldun Bey. Kutlamak gerek.
26 Ocak 2010 Salı
Futbolcu Olmasaydı?
25 Ocak 2010 Pazartesi
Bir Futbolcudan Daha Fazlası

Peki bu durum, Kewell'ın sözleşmesini fesh etmek için yeterli mi? İlginçtir, Galatasaray Yönetimi sözleşmeyi uzatmak istediğinde Kewell, yıllık 2 milyon Euro olan kazancını 1.5 milyona düşürmek istemezken bugün buralara kadar geldik. Kontratı 4 ay sonra bitecek olan ve 3 ay takımdan ayrı kalması beklenen bir futbolcunun kontratını fesh etmek çok mantıklı.
Evet çok mantıklı, ama orada bir futbolcudan bahsediyoruz. Oysa burada konumuz Kewell. Yani bir futbolcudan daha fazlası. Bir örnek, bir sembol, hatta bir pazarlama harikası. Ben Galatasaray'ın Kewell konusunda herhangi bir tasarrufa gideceğine zerre inanmıyorum. Taraftar da müsterih olsun. Sadece birkaç ay Kewell kendini özletecek, hepsi bu.
Robinho mu? Barcelona mı?

Rijkaard'ın Avrupa Ligi'nde oynayacak bir golcü ısmarladığını iyi biliyorum. Haldun Üstünel'in, Manchester City Başkanı, adaşı Khaldoon Al Mubarak'la kurduğu iyi ilişkiler düşünüldüğünde, Robinho'yu gözden çıkaran City, pekala onu Galatasaray'a bırakabilir. Santos'un, Robinho'ya en fazla 1.5 milyon Dolar ödeyebileceğini de biliyoruz. Burası da tamam. Ancak Barcelona sistemiyle oynayıp, Barcelona olmak isteyen Galatasaray için Robinho doğru adam mı? Bakalım, Barcelona'nın papazları bu konuda ne düşünüyormuş:
İngiliz medyasının iddiasına göre, Puyol ve Xavi, hocaları Guardiola ile görüşerek, "Robinho transferi takımın tüm kimyasını bozar, bize zarar verir" demiş. Gerisini siz hesap edin..
24 Ocak 2010 Pazar
Aaaarı Vız Vız Vız...
23 Ocak 2010 Cumartesi
Umut

"The Shawshank Redemption", ülkemizde bilinen adıyla
"Esaretin Bedeli!"
Biliyorum, çoğunuz izlediniz bu filmi. Ben bir şekilde denk gelmeyenlere, henüz izlememiş olanlara sesleniyorum. Bir gün bir parça umut kırıntısına ihtiyaç duyduğunuzda tüm pişmanlıklarınızı ya da çaresizliklerinizi bir kenara bırakıp, bu filmi izleyin. Sabaha bambaşka duygularla uyanıyor olabilirsiniz. Çünkü umut iyi bir şeydir ve iyi şeyler asla ölmez...
22 Yönlü Orta Saha!

İki yönlü orta saha diye geçen bir Ayhan Akman var mesela. Ama sorun şu ki; hücumu ne kadar iyi, savunması ne kadar sağlam? "Biz Şampiyonlar Ligi'nde en az çeyrek final istiyoruz" diye sezona başlayan Galatasaray'ın (Skibbe döneminde) iki yönlü adamı Ayhan olabilir miydi? Cevabı hepimiz biliyoruz..
O bahsedilen tipin bize en yakın örneği, Hamit Altıntop. Ama 2 değil, 22 yön var onda. Savunmacı, hücumcu, hırslı, teknik, zeki, güçlü, çevik, tecrübeli, türk, kontratı bitiyor, Galatasaraylı, futbol aşığı, sorunsuz, gece hayatı yok, milli, ön libero-sağ bek-sağ kanatta da görev yapabiliyor, Alman altyapısına sahip, kulübünde geri plana atılmaktan mutsuz, patlamaya ihtiyacı var, komple futbolcu, tekmeye kafa sokar ve cesur. Al sana 22 yön, daha ne olsun.
Giovani Dos Santos Geliyor mu?

Şu bir gerçek ki Giovani Dos Santos çok yetenekli. Sol açık ağırlıklı olmak üzere sağ kanatta ve forvet arkasında oynayabilir. Harry Kewell'ın sakatlığı malum. Ancak o bölgenin efendisi zaten Arda'dır. Caner'in yükselen formu da düşünülürse.. Yine de bu işin birkaç açısı daha var..
Bu çocuk Galatasaray'la sözleşme imzalayacak mı bilmiyorum, ama bildiğim bir şeyler var ki, Rijkaard'ın Santos'u çok istediği. Eğer Rijkaard istiyorsa, ihtiyacı var demektir. Ayrıca yeniden patlama ihtiyacı hisseden Giovani, tıpkı Kewell, Baros ve Keita gibi rotasını İstanbul'a kırıp, Sarı-Kırmızı formayla "İşte ben buyum arkadaş" demek isteyebilir. Bunu yaparken iyi de para kazanabilir.
Dos Santos'u, Ronaldinho ve Messi'nin estiği bir dönemde A takıma çıkaran Rijkaard, elbette ondan sol açıkta faydalanmak isteyecektir. Sağda Keita'nın, ortada Arda ve Elano'nun, onların arkasında da Sarp veya Topal'dan birinin oynaması, Galatasaray'ı Süper Lig'de şampiyonluğa pekala götürebilir. Ancak...
Dos Santos'un gelişi, Nonda'yı götürecektir. Bu durumda Avrupa Ligi'nde santrfor kim olacak? İşte sizin aklınızdaki tüm bu soruları emin olun Rijkaard da, Neeskens de, Haldun Üstünel de Adnan Polat da düşünüyor. Ve hepsinin bir çözüm planı mevcut.
Bir de dip not; son anda ters köşe yapıp, Avrupa Ligi'nde oynayacak sürpriz bir golcüyle karşılaşabiliriz. Ne derler bilirsiniz.. Burası Galatasaray. Burada transfer bitmez!
Kesişen Yollar!

Bir akşam önce saatlerce kar altında maç idmanı yapan futbolcular bu kez öğle vaktinde sahaya çıktılar. Zemin buzla kaplıydı. Galatasaray 3 puanı Ümit Karan'ın tek golüyle alsa da, yükselen yıldızı Uğur Uçar'ı kaybetti. Batista'yla çarpışan Uğur'un diz kapakçığı 3 parçaya ayrıldı.
Maçtan sonra saatler süren berbat bir yolculukla İstanbul'a döndüler, ertesi gün Almanya'ya geçtiler. Dinlenmek için tek gün çarşambaydı, ama idman yapmak gerekiyordu, çünkü perşembe günü Leverkusen'le rövanş maçı vardı.
Tek idmanla Leverkusen maçına çıkan Galatasaray 5 gol yedi, kupadan elendi. Rahmetli Hasan Doğan, nur içinde yatsın, iyi adamdı. Ama ben bu hezimetten asla Kalli'yi ya da takımı sorumlu tutmadım. Ve o gün o kadar çok parça kesişti ki o statta. İşte kader dedikleri şey bu. O maçta Feldkamp'ın bileti kesilirken, Cim Bom'a 5 atan Skibbe'yle söz kesildi. Hasan Doğan vefat etti. Uğur Uçar toparlanmaya çalışıyor. Bu maçtan sonra eşiyle beraber gülüyor diye Kalli'ye "Hain" diyen Özhan Canaydın hasta yatağında yatıyor. Galatasaray'ın tek golünü atan Ahmed Barusso da Serie B'de yedek.
Robinho mu? Koy Sepete!

Şimdi yazacaklarımın Robinho'yu sevmeyişimle hiç ilgisi yok. Bu sempatik yıldızın ara transferde Galatasaray'a gelebileceğine inananlar, Manchester City'deki yıllık kazancını hesap etmişler midir acaba? Robinho Galatasaray'a kurban olsun o ayrı. Ama kimse kusura bakmasın, ne Baros'u değişirim ona ne de Arda'yı. Galatasaray'ın gündeminde de kesinlikle yok.
Jo Galatasaray'da Ne Yapar?

İşte bu şartlar altında Jo transferi Galatasaray'a ne getirebilir? Şubat ve Mart ayları Caner ve Jo'nun patladığı maçlara sahne olacaktır. Rusya Ligi'nde her hafta kar altında, buzlu zeminde kendilerini kanıtlamayı başaran bu iki genç, pek çok deplasmanda Galatasaray'ı ileriye taşıyacaktır. Jo'nun Dünya Kupası'nda Brezilya forması giyebilmek için oynamak zorunda olduğu da düşünülürse, 15 golün altına düşmeyeceğini varsayabiliriz..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)